Bu Blogda Ara

8 Mayıs 2010 Cumartesi

KAR (:


Sokak lambasının ışığında aydınlanan bir miktar kar zerresiydi beni kendime getiren. "OHA KAR BAŞLAMIŞ" dedim kendimce tüme vararak.
"1 milyonluk karışık" istesen dondurmacının vereceği bir külah mutluluktan fazlasıydı ama güneşin kıskanarak erittiği o zevkin avucunda yarattığı ıslaklıktı da. Hem belki de o saniyede sadece görebildiğim kadar kar vardı koca gökyüzünde, yani sadece lambanın önündekiler. Neden heycanlandım ki? Olamaz mı? Sadece belli bir noktaya kar yağsa, tüm şehri mundar etmek zorunda bırakmasa? Zaten akşamları kar dediğimiz olay sokak lambasının aydınlattığı konik alandan geçen küçük gölgeler değil midir? Habitatımızı kastederek "kar yağıyor" demek, haddimizi aşıp parçadan bütüne gittiğimiz bir çıkarımdır öyleyse.
Peki neydi beni bu ikileme düşüren? Kardan korkmak...? Fiziksel ve sosyo-ekonomik etkilerinden,aslında bana onu hatırlatıyor olmasından. İşte hem sevmek hem de korkmak. Sonuçlarını bile bile umarsızca istemek, tekel ürünleri gibi iç çatışmaya sokmak bilinci. Saplanıp kalmak, tuzlanılmaya layık görülmeyen sokaklarda. Kaymak bir de, çocukların yokuşta poşet ile kaydığı gibi değil, ölümüne kaymak hayattan. Belediyenin sağlamış olduğu ulaşım hizmeti sponsorluğunda ya da okulun mermer merdivenlerinde ayağındaki "marka" klasmanına girmeyen yazlık-kışlık kundura ile kulağına karı ezen bot sesleri gelirken. Sonra bir de soğuk var; maliyet-verim hesabını içgüdüsel hesaplayan apartman yöneticisine binaen ısı miktarını reel olarak hissetmek var, "q m c delta-t" yi kullanmadan.
Yağsın ama her şeye rağmen. Belki umudu olan çocuklar vardır. Tüm gece pencereden dua ederek karı izleyen, yatarken yarın okulların tatil olma ihtimalini düşleyen.
Yine baktım da pencereden lapa lapa yağıyor gibi hiç beni sallamayarak. Soğuk ama bir o kadar da güzel yav.

Bloguma misafir gelmiş;

Emre Güneş

2 yorum:

  1. Kaymak bir de, çocukların yokuşta poşet ile kaydığı gibi değil, ölümüne kaymak hayattan!! =) yine tadından yenmeyecek bir yazı olmuş.ellerine sağlık gerçekten de iyi pişmiş bir yazı :)

    YanıtlaSil
  2. ben de çok beğendim, dünyada en sevdiğim doğa nimetlerinden birinin tasviri bu kadar güzel yapılabilirdi. ellerine sağlık Emre'nin :)

    YanıtlaSil